Hayatım hızla değişiyor
05 Temmuz 2009 Pazar
Test edildi onaylanmak üzere.
Evet, Secret felsefesini test ettim ve bir iki gün içinde onaylanacak. % 90 ihtimalle doğru çıkacak. Şaşırtıcı ve bir o kadar da kabul edilemez. Oysa o kadar taşak geçmiştik. Neyse yarın öbür gün unutulur yine taşak geçeriz. Ancak isteğimin beklentimin oluştuğu zaman ile şimdiki zaman arasında farklar bulunuyor. O zaman, o isteğe sahipken hayatımda biri yoktu. Şimdi var ve bu isteğin gerçekleşmesi ikimiz içinde biraz can sıkıcı. Tek olumlu nokta durumun geçici süreye sahip olması, geçici dediğim 12 ay kadar.
Evet, Secret felsefesini test ettim ve bir iki gün içinde onaylanacak. % 90 ihtimalle doğru çıkacak. Şaşırtıcı ve bir o kadar da kabul edilemez. Oysa o kadar taşak geçmiştik. Neyse yarın öbür gün unutulur yine taşak geçeriz. Ancak isteğimin beklentimin oluştuğu zaman ile şimdiki zaman arasında farklar bulunuyor. O zaman, o isteğe sahipken hayatımda biri yoktu. Şimdi var ve bu isteğin gerçekleşmesi ikimiz içinde biraz can sıkıcı. Tek olumlu nokta durumun geçici süreye sahip olması, geçici dediğim 12 ay kadar.
“Nedir?” diye merak ettiniz di mi lan okurlar?
“Bu adam günlerdir ortalarda görünmüyor, ne yiyor ne içiyor, aç mı, açıkta mı?” diye merak etmezsiniz şuraya iki satır yazsam alır sizi bir merak. Tamam lan tamam söylüyorum. İki gün içinde haberi gelecek ve sanırım bir iş görüşmesinin sonu için “olumlu” denilebilecek bir haber bu. Lafın kısası, ben çalıştığım yerden ayrılıyorum ve yaptığım yeni görüşme sonucu İstanbul’ dan gidiyorum. Hem de güneye ama denize kıyısı yok. Olsun komşu ülkelerimize sınırı var . (Tanrım ben napıyorum a.q) Olsun lan iyi para veriyorlar, hem bir sene içinde projeyi de hayata geçirebilirsem daha da iyi paralar kazanabilirim. Kemer Country’ de ev bile alabilirim (Tamam alamam ama 12 ay boyunca gece yatağına yattığında o şehirde bir şeylerin hayalini kurmak gerekiyor)
Neyse durum netleşince haber veririm ben yine çok merak edersiniz filan, bi tarafınız şişmesin.
***
Buradan girdim başka bir konuya geçiyorum.
Akşamüstü can sıkıntısıyla facebook’a girdim. Günlerce girmediğim yerde arkadaşlarımın sayfalarını dolaştım. Orası kesmedi, ordan arkadaşların arkadaşlarının sayfalarını gezmeye koyuldum. Ordan onların arkadaşlarına, ordan arkadaşların arkadaşlarının arkadaşlarının arkadaş sayfalarına bakarken birisinin üye olduğu bir grup dikkatimi çekti. Grubun ismi: sikilmek isteyen bayanlar
“Yanlış mı okudum lan?” dedim ve tekrar okudum. Evet, doğru okumuştum. Ben günlerdir işte mesai kavramının saatlerini şaşmış bir vaziyette çalışırken ülkede cinsel devrim mi oldu lan, diye düşündüm ve hemen grubun sayfasını tıkladım. Üyeleri gördüğümde iş yoğunluğundan bir şey kaçırmadığımı anladım, zaten doğu toplumlarında zaman çok yavaş ilerlediğinden bir şeyi kaçırsanız bile koşmanıza gerek kalmadan biraz hızlansanız yetişirsiniz. Hatta hızlanmanıza da gerek yok nasıl olsa biraz ilerde duracakları için normal yürüseniz de yetişirsiniz. Ne diyodum ? Grubun üyelerine baktım diyordum. Üye profili %99 erkek ve %1 erkek arkadaşını terk ettiği için intikamcı erkek arkadaş tarafından fotoğrafı ve ismiyle gruba üye yapılan kızlardan oluşuyordu.
Düşündüm.
İsmi “Sikilmek isteyen bayanlar” olan bir gruba bir erkeğin üye olması ne kadar dramatikse bu üyelerden birinin, arkadaşlarımdan birinin arkadaşının arkadaşının arkadaşı olması benim için o denli dramatikti .
Tekrar düşündüm.
“Asosyal olmanın bir faydasını gördüm nihayet şu hayatta” dedim. Arkadaşların arkadaşlarıyla tanışmayarak hiç olmazsa götü kurtardık.
Ortayı yapangregor samsa tarih saat felan 7/05/2009 11:53:00 PM 15 Kişi ortaya kafa vurdu
Küfür ediyorum o halde varım
30 Haziran 2009 Salı
Kim Ki-Duk'un son filmi "Bir, iki, üç tıppp" henüz vizyona girmedi ama gördüğünüz gibi blogum epey suskun.
Bugün eve erken geldim.
Kapıdan giriş saatim 22.45
Sabah evden çıkış saatim 06.30.
Dün ve ondan önceki geceler saat 01.00 de geliyordum. Günlerdir arabamı park ettiğim otoparkta 12 saatlik iki vardiyada çalışan adamlardan sadece birini görüyorum. Sabah 07.00 de arabamı park ederken anahtarları alan adam 2 saat sonra evine gidiyor yatıyor uyuyor dinleniyor. Akşam nöbeti devralmak için geri geliyor ve ben arabamı yine ondan teslim alıyorum. Dün akşam "Yarın sabah geldiğinde kahvaltı yapalım abi ben çay demlerim, zeytin peynir bir şeylerde var" dedi. Otoparkçı amca bile acıdı halimize siktiğim şirketimin işi bitmedi. Cuma günü ikinci görüşmeyi yapacağım şirketle bir şekilde anlaşırsak koy götüne gitsin.
Günler süren yorgunluğumun üzerine siz sevgili okurlarımıda sinir etmek için yazmak istiyorum. Gizlilik derecesi bulunduğu için bazı şirketlerin bordrolarını yapıyorum. "Kime gizli neye gizli ?" derseniz, o şirketin çalışanlarına gizli. Ben kimin ne aldığını biliyorum, birde o şirketlerin genel müdürleri ve genel müdür yardımcıları ücretleri biliyor. Şirket ismi lazım değil, haziran ayı maaşı olarak o şirketlerden birinin genel müdürüne bir bordro yaptım. Tutarı yeni parayla 1.200.000 TL, eski para ve yazıyla bir trilyon ikiyüz milyar.
Gece 23 civarında bu bordroyu yaptığınızda "Komünizm ölse bile reenkarnayon gerçek olamaz mı lan?" diye düşünmeniz kaçınılmaz.
Meraklısına not: Bahsi geçen genel müdür evli, 50 li yaşlarında ve üç çocuğu var.
Ortayı yapangregor samsa tarih saat felan 6/30/2009 11:08:00 PM 12 Kişi ortaya kafa vurdu
Ben iyiyim siz nasılsınız?
22 Haziran 2009 Pazartesi
Bloga yazı kondurmayalı 2 hafta olmuş. Bu süre içerisinde beni mailleri ile yalnız bırakmayan, hal hatır soran, bu kadar uzun süre ara vermemin sağlık problemi olabileceğini düşünüp hastaneleri arayıp oda numaramı öğrenmek isteyen herkese teşekkür etmek istiyorum.
Fakat edemiyorum çünkü böyle birileri yok. Bu iki haftalık yoğun iş temposunun getirdiği ara bana gösterdi ki blog dünyası çiğ süt emmiş. Hâlbuki süt dediğin pastörize içilir hem de sağlıklı Tetrapak ambalajında.
Fakat edemiyorum çünkü böyle birileri yok. Bu iki haftalık yoğun iş temposunun getirdiği ara bana gösterdi ki blog dünyası çiğ süt emmiş. Hâlbuki süt dediğin pastörize içilir hem de sağlıklı Tetrapak ambalajında.
Ara verdiğim süre içerisinde yazmamanın yanı sıra blog okuma alışkanlığımda çok istisnalar dışında aksadı. Hafta sonu boş kaldığım zamanlarda bu aksayan yönü telefi etmek için hızlı göz gezdirmeler yaptım. Seçkin reader listeme göre en popüler yazı konusunun da Bihter ve Behlül’ ün sevişmesi olduğunu gördüm. Diziyle tek alakamın annemin izlediği dönemde yanına uğradığım anlarda gördüğüm oda oda, kat kat evi arşınlayan Selçuk Yöntem görüntüleri olduğunu belirtmek isterim. 5 dakikalık birkaç bölüm gözlemim sonucunda anneme şu soruyu sormuştum “Bu adam sabahtan akşama kadar evin odaları arasında geziyor. Bu değirmeni kim döndürüyor, faturaları nasıl ödüyorlar? Kira gelirleri mi var?”
Tipik bir erkek yaklaşımı değil mi?
Doğru. Şimdi o tipik erkek yaklaşımını okuduğum bir yığın postun ardından Gregor Samsa üslubuyla birleştiriyor ve Bihter ile Behlül’ ün sevişme sahnesini yorumlamak istiyorum.
Bihter’e bir
Behlül’e iki
Hepinize üç
Bu ne a.q ! Hiç mi sevişmediniz?
Doğru. Şimdi o tipik erkek yaklaşımını okuduğum bir yığın postun ardından Gregor Samsa üslubuyla birleştiriyor ve Bihter ile Behlül’ ün sevişme sahnesini yorumlamak istiyorum.
Bihter’e bir
Behlül’e iki
Hepinize üç
Bu ne a.q ! Hiç mi sevişmediniz?
Amerikan Güzeli filminde Kevin Spacey aralarında derin problemler olan karısı Annette Bening ile sevişmek ister. Karısı da bu isteğe karşılıksız kalmaz. Bu arada Kevin Spacey’ in bir süredir mastürbasyonla idare ettiğini ve bu işi yaparken kızının liseden arkadaşları düşlediğini, Annette Bening’ in ise küçük otel odalarında bir başka erkek ile birlikte olduğunu hatırlatalım.
Neyse… Öpüşmeler, okşamalar hızını almış su akıp yatağını bulmak üzereyken Annette kocasını itekler ve bu işi yeni aldıkları bilmem kaç bin dolarlık koltuk takımı üzerinde yapamayacaklarını söyler. Andropozun kıyısında dolaşan Kevin bu tepkiye kendince varoluşsal sorunlar ekler ve ereksiyonu sonlandırır.
Buradan nereye gelmek istiyorum?
“Senaristler Kevin ve Annette’ yi bile seviştirmediler, Behlül ile Bihter’ in sevişmesi Türk televizyon tarihinde bir devrim anasını satayım?”
Demek istiyor olabilir miyim?
Olamam ama bazı sazanlar o şekilde düşünebilir.
“Senaristler Kevin ve Annette’ yi bile seviştirmediler, Behlül ile Bihter’ in sevişmesi Türk televizyon tarihinde bir devrim anasını satayım?”
Demek istiyor olabilir miyim?
Olamam ama bazı sazanlar o şekilde düşünebilir.
Fenasi’ nin 5posta’ ya kendisine gönderilen bazı fotoğrafları eklediği ve fotoğrafların içeriğinde Türk kızı olan bazı postları ve onun altındaki yorumlarda yapılan tartışmaları hatırlıyorum.
Yok efendim bu Türk kızı değilmiş.
Yok efendim göğüsleri bu kadar güzel olduğuna göre silikonmuş.
Yok efendim silikon olduğu için Türk kızı değilmiş.
Yok efendim çıplak fotoğraf çektirdiği için Türk kızı değilmiş.
Yok efendim Türk kızı olmadığı için çıplak fotoğraf çektirmiş.
Sonra oturuyorum şu çok tartışması yapılan B&B sahnesine bulduğum bir link vasıtasıyla göz gezdiriyorum. Sevişmeye ait tek gerçekçi görüntü yaklaşık 2 saniye süren ve Behlül’ ün sırtında dolaşan Bihter’ in parmakları. Başka hiçbir şey yok. İşte o zaman neden 5posta fotoğraflarına o kadar tepki geldiğini anlyorum. Bu halk iki insanın öpüşmesini sevişme zannediyor. Doğal olarak "Güzel vücutlu hiç bir çıplak kadın Türk olamaz" sonucuna varmaları yadırganmamalı.
Erken boşalma sorunu olan adamlardan Issız Adam diye bir efsane yaratan ülke, sevişmeyi bilmeyen iki oyuncudan televizyon devrimi çıkartmaya çalışıyor.
Çıkar mı?
Çıkar. Kolay girer zor çıkar.
Pornografik yayın haricinde sevişme sahnesinin ne olduğunu görmek isteyenler The Postman Always Rings Twice filminde Jack Nicholson ve Jessica Lange ablayı bir izlesinler.(Link filan yok az emek sarfedin lan) Seyir sonrası düz duvara tırmanmayan bizden değildir. Sahneyi izleyip iğrenç bulanlar ise size daha önce seslenmiştim : Bihter'e bir, Behlül'e iki, hepinize üç...
Çıkar mı?
Çıkar. Kolay girer zor çıkar.
Pornografik yayın haricinde sevişme sahnesinin ne olduğunu görmek isteyenler The Postman Always Rings Twice filminde Jack Nicholson ve Jessica Lange ablayı bir izlesinler.(Link filan yok az emek sarfedin lan) Seyir sonrası düz duvara tırmanmayan bizden değildir. Sahneyi izleyip iğrenç bulanlar ise size daha önce seslenmiştim : Bihter'e bir, Behlül'e iki, hepinize üç...
Not: Bir sonraki yazı (eğer vakit bulursam) –Bikini almak için çıkılan alış verişte açlıktan kan şekerim nasıl düştü?-
Ortayı yapangregor samsa tarih saat felan 6/22/2009 12:26:00 AM 13 Kişi ortaya kafa vurdu
Fatal error
10 Haziran 2009 Çarşamba
Bir önceki yazıda misafir olduğum şirketi okumuştunuz. Garip bir şirketti ama daha garibi benim yaptığım işti. Benim yaptığım işe daha sonra başka postlarda döneriz. Şimdi bu garabete dönelim.
Bu şirkette çalışan bir dünya personelimiz vardı ve her gün akşam olmadan şirket yetkilileri en az bir tanesi için“Gak demiş” işten atılsın, “Guk demiş” işten atılsın diyerek, kapıma geliyorlardı. “Müşteri daima haklıdır” desturuyla hareket eden hizmet sektörünün “hakkaniyet” ile uğraşacak vakti olmuyordu. Eleman çıkarmanın rutine bağladığı günlerin birinde hakkaniyete ayıracak zamanım yoksa da “kısas” a ayıracak vaktim vardı. Sürekli işten çıkarma taleplerini bana ileten Erkan beye “Geçenlerde sizin personellerden ikisini tuvalette uygunsuz bir durumda yakalamışsınız ama ikiside çalışıyor. Bizim personeller bir gün hastalanıp işe gelmese kapının önüne koyuyorsunuz” diye takıldım. “Uygunsuz vaziyeti” bilmem dolayısıyla hem şaşıran hem de panikleyen Erkan bey “Siz nereden duydunuz?” diye sordu. “Duymayan mı kaldı?” dedim. (kaynağımı söyler miyim lan ibiş). Bunun üzerine iyice panikleyen Erkan bey “Sahi herkes biliyor mu?” dedi. Adamın paniği dağıtmak için “Yok canım ben kaynaklarım sayesinde öğrendim” dedim. “Ohhh iyi iyi, onların ki özel bir durum herkes bilmesin” diye cevap verdi. Bunun üzerine “Neresi özel Erkan bey Allah aşkına? Kızın biri erkek arkadaşına tuvalette oral yapıyormuş” diye cevap verdim. Erkan bey “Kaynağın bir yere kadar doğru bilgi vermiş ama yanıldığınız nokta şu; olayda kız yok iki tane erkek var. Güvenlikteki çocuğu yarın akşam yolluyoruz, müşteri hizmetlerindeki çocuğu da gelecek ay performanstan göndeririz” dedi.
Ortayı yapangregor samsa tarih saat felan 6/10/2009 09:00:00 AM 15 Kişi ortaya kafa vurdu
Dinlerken açık, paylaşırken ketum olacaksın
08 Haziran 2009 Pazartesi
Zamanında bir telekomünikasyon şirketinde (kaç tane var ki zaten) misafir sanatçı olarak çalışıyorum. Bana bir oda, masa, pc vermişler. Süresi belli olmayan bir şekilde onların binalarında enteresan bir iş yapıyorum. Misafir sanatçılığımın sebebi ise çalıştığım şirketin bu telekomünikasyon şirketine hizmet vermesi. Hizmet verdiğin kuruluşta misafir konumunda olunca insanlarla çok sıkı kaynaşamıyorsun da (ki işyerlerinde benim en son tercih edeceğim şey kaynaşmaktır)
Neyse…
Siz her ne kadar kendinize bir konum belirleyip insanlarla sıkı fıkı olmaktan imtina etseniz de birileri sizi buluyor. Ethem’ de beni bulmuştu. Şirketin idari işler fonksiyonunda görevli bir arkadaştı. Ethem’ le öğle yemeğini beraber yiyoruz, çay kahve molalarına birlikte çıkıyoruz. O bana hayatını anlatıyor ben dinliyorum. O bana yapacaklarını danışıyor ben fikir veriyorum. O beni anlatmam için teşvik ediyor ben bir şey anlatmıyorum. Çünkü iş hayatında ketum olmak insana bir şey kazandırmasa bile hiç olmazsa bir şey kaybettirmez.
Günün birinde emekli bir albayı şirket “Güvenlik müdürü” sıfatıyla istihdam ediyor ve Ethem’ i de bu yeni alınan kişiye bağlıyor. Ethem yeni gelen yöneticisinden hoşlanmadığı gibi “Bu adamı bir yerden tanıyorum, hatırlıyorum” deyip duruyor. Fakat nereden olduğunu bir türlü çıkaramıyor. Sonunda net dünyasının tanrısı Google’a yeni müdürünün ismini yazıp “ara” butonuna basıyor. Karşısında gördüğü sonuçlara göre adam ünlü mafya isimleriyle birlikte anıldığı bazı davalarda yargılama sürecine tabi tutulmuş. “Dur bir soluklan” dememe aldırmadan, bokunda boncuk bulmuş gibi sevinen Ethem, durumu hemen daha üstteki amirlerine giderek anlatıyor. Aynı günün akşamı yeni alınan Güvenlik Müdürünün işine son veriliyor.
Zafer sarhoşluğuyla iki gün ortalıkta kasılıp dolaşan Ethem’ i üçüncü gün ortalıkta göremiyorum. İzin alacağı günleri bana önceden haber veren çocuğu telefonla arıyorum, çalmasına rağmen cevap veren olmuyor. Akşama doğru haber geliyor. Ethem sabah işe gitmek için evden çıktığında tanımadığı biri tarafından “Bilmediğin işlere burnunu sokma” cümlesi eşliğinde kalçasından ve kolundan bıçaklanıyor.
Ethem’ i hastanede ziyarete gitmeden önce Google’ ı açıyorum ve o günlerdeki şirketimizin yeni CEO sunun ismini yazıyorum. Ara butonuna basıp yönlendirildiğim linkleri tıklıyorum. Gördüklerimi kendime saklayıp mesai saatinin bitiminde kolonyamı alıp hastaneye gidiyorum.
Not: Bir süre sonra Ethem' in şirket paralarını bir şekilde cukkaladığı anlaşılınca işine son veriliyor. İç kaynaklarım sayesinde işten çıkarılacağını bir kaç hafta öncesinden bilmeme rağmen ona söylemiyor ve yaptığımız konuşmalarda "Çok dikine gidiyorsun, böyle devam edersen senide bir cuma akşamı kapının önüne koyarlar" diyorum.
Ortayı yapangregor samsa tarih saat felan 6/08/2009 10:32:00 PM 4 Kişi ortaya kafa vurdu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
